Esenköy Hizmetiçi Eğitim Merkezi WTİG 2 Kursu

Esenköy Hizmetiçi Eğitim Merkezi WTİG 2 Kursu 2010000568 Numaralı Yalova / Çınarcık / Esenköy Hizmetiçi Eğitim Merkezi Web Tabanlı İçerik Geliştirme 2 Kursundan Geriye Kalanlar...

 

Geçtiğimiz günlerde Web Tabanlı İçerik Geliştirme kursunun ikinci bölümü için Yolava’nın Çınarcık ilçesine bağlı Esenköy Kasabasında bulunan Hizmetiçi Eğitim Merkezi’nde 2 hafta geçirdik.

Pazar gecesi düştüm bu kez yollara, sabah 05.30 gibi Kocaali’ye indim, 06.15’de ise Yalova’ya doğru çıktık yola. Saat 07.15’den 09.30’a kadar HİE’nin sitesinde yazan ama aslında olmayan 07.30 arabasını bekledim çarşının ortasında, hem de elimde valizle ve çantayla. Neyse ki otobüslerin sorumlusunun telefonu numarasını zıt yönde sefer yapan bir şoförden alabildim kırmızı ışıkta beklerken. -O numaranın internette olduğunu da biliyorum ama yerimden ayrılamıyorum araba geçiverir mi diye. İçimden “Bundan sonraki telefonumda mutlaka bir internet tarayıcısı olmadı.” dedim.- Numarayı aldıktan sonra sorumluyu aradım otobüsün geleceğini ve beklemeye devam etmemi söyledi, az sonra otobüs geldi beni aldı. Oradan tekrar eski otogara geçtik ve orada bekledik. Otobüste Mersin’de edindiğimiz dostlardan birkaçını görünce biraz sakinleştim, muhabbete başladık… Aradan geçen zaman içerisinde pek görüşemesek de tekrar görüşmek sevindiriciydi…

 

esenkoy

 

Yalova’ya vardığımızda vakit öğleye yaklaşmıştı, kaydı yaptırıp odalara valizleri bıraktıktan hemen sonra toplantı için konferans salonuna geçtik. Mersin’de olduğu gibi güler yüzlü bir karşılama beklerdik ama olmadı, diğer kurstan bir kişiyle enstitü yetkililerinden birinin sözlü sataşmalarına şahit olduk, zaten yönetimi ilk ve son görüşümüz de bu olmuştu. Hocalarımızla tanıştık ve 3 gruba ayrıldık. AS3’ün kitabını yazmış bir hocamız var dediler ve sevgili Dursun İşler Hocamızla tanışmış olduk böylece, kendisine buradan selam olsun…

Esenköy şaşırtmıştı ilk defa gelenleri, tabii beni de. Mersin’de tek binada her şeye ulaşabilirken burada oda bir yerde, yemekhane başka yerde, ders başka yerde… Ama alıştık, zaten alışmasak da olurdu… Neyse pek fazla yakınmak istemiyorum bu konuda… Fakat sıcak suyun yalnızca bazı saatlerde verilmesi ve bunun bize açıklanmamış olması; alaturka tuvalet için binadan çıkıp birkaçyüz metre yürümenin gerekiyor olmasını dile getirmezsem yazı boşa gidecek…

Derslere gelecek olursak, iki hafta boyunca Flash CS4 Türkçe programıyla ilgilendik. Dursun Hocamız nefes almamıza müsaade ettiği için kendisine teşekkürü borç biliriz. Gerçekten derslerimiz oldukça dolu geçti, bazen 08.30-17.00 bazen de 08.30-00.45(evet yanlış görmüyorsunuz) arası laboratuvarda idik. AS2 ile yaptığımız projeler geldi aklıma, o zaman kodlarla yaptırmaya çalıştırdığımız bazı işler o kadar kolaylaşmış ki… Bazı konular üniversitede sevgili kardeşim Hüseyin ile yaptığımız projeleri getirdi hatrıma… Hâsılı AS3 ile de tanışmış olduk, Flash’ın Türkçe arayüzüyle de ilk defa çalıştım. AS3 ilk seferde biraz ilginç gelse de artık alıştık, bakalım soğumadan devamını getirebilecek miyiz?

Esenköy’deki son güneşli günün son saatlerini denize giderek değerlendirdik. Her ne kadar ziyaretimiz kısa da olsa oldukça keyifli vakit geçirdik. Hakkı Hocamızın terlikleri, Erkam ve İbrahim Hocalarımızın Erikli şişesini paylaşamamaları ve İlhami Hocamızın elde sigara ile verdiği dalış dersleri ile geçti 1 saatlik maceramız, artından yuvaya döndük…

İlk haftanın sonunda neredeyse hiç kimse kalmamıştı Esenköy’de. Kimisi Cuma günü ayrıldı, kimisi de Cumartesi gününe bıraktı İstanbul’u. Ben de Cumartesi sabah grubuyla beraberdim, saat 05.45’te çıktık vapurla, yaklaşık 3 saat sürdü Eminönü’ye ulaşmamız. Ve İstanbul, ne garip bir şehirdir…

 

istanbul yolculari

 

 

istanbulun simgeleri

 

Vapurdan inince simitlere sarıldık kahvaltı niyetine. Sonra başladık gezmeye, ilk olarak bir pazarın içinde kalarak girişi nerdeyse görünmez hale gelmiş bir caminin duvarına ilişti gözlerimiz, evet Mimar Sinan’ın eseri Rüstem Paşa Camii yazıyordu, girişi bulduk yukarı çıktık, bir de ne görelim? Belki toplam 50 kişilik iki turist grubu var yukarıda, evet biz tesadüfen bulduk ama onlar belki çok önceden planlamışlardı. Üzüldük halimize, üzüldük Âlemimize…

Camiden çıktık ve Mersin kursunun meyvelerini çektik bankadan. smile Mısır Çarşısına doğru yürüdük, her yer turistle doluydu. İstanbul’da yalnızca araç trafiği değil insan trafiği de varmış meğer…

 

misir carsisi

 

Yeni Camii ziyaretinden sonra da Doğubank’a uğradık çok kısa bir süre için, ardından da Peyagamberimizin(sav) ayak izinin sergilendiğini gördük(1. Abdülhamit Türbesi) ve ziyaretinde bulunduk. İstanbul Valiliği’nin önünden geçerek Kapalı Çarşı’ya ulaştık, burada çeşit çeşit ürünler ve insanlar gördük. Oradan çıktık ve 2. Abdülhamit’in kabrini ziyaret ettik ve nihayet SultanAhmed Camii’ne ulaştık vakit öğle olmadan. Cami çıkışında Yalova’dan çıkan bir başka gruba(Necati Hoca ve ekibi) rastladık, ee dünya küçük, İstanbul da öyle. Sonra da Babıâli Şenliği adında bir etkinlik varmış. Orada birkaç bölüm gezdik ve “Gazetecinin dostu Çay ve Simit” sloganıyla yapılan ikrama dâhil olduk. Sonra Ayasofya’ya doğru yola çıktık ama girmek nasip olmadı. :( Burada ekip farklı yerleri gezmek üzere dağıldı…

Bahçelievler’de bulunan amcamı ziyaret ettikten sonra, Sarıyer’de bulunan halamı ve babaannemi de ziyaret etmek üzere yola düştüm, nereyse gezdiğimiz süre kadarda trafiğe harcadık…

Ertesi gün çoğu kursiyerle buluşma noktamız oldu Eminönü, herkes geri dönmek için son seferi tercih etmişti. Eğlenceli bir yolculuktan sonra tekrar Esenköy’e ulaştık…

Salı günü sonunda değerli arkadaşlarımızın çabalarıyla bir basketbol topu bulduk ve maç yaptık. Yine çok keyifli bir maç oldu. Fatih Hocamız potasında devleşti, mükemmel oyun kuruculuğuyla nefes kesti, nefesi kesilen takıma bir darbe de Hakkı Hocamdan geldi; karşı takımın bütün oyuncuları üzerindeyken müthiş bir yükselişle topu potaya bıraktı ve maçın sayısını attı. Burada kendi attığım üçlüklerin sözünü bile etmiyorum, ama Erkam Hocamızın sert rakibe karşı gösterdiği direnç takdire şayandı doğrusu. Her zaman olduğu gibi karşı takımın yıldızı İbrahim Hocamıza buradan selamlarımı gönderiyorum… smile

İkinci hafta da aynı tempoyla başladı, yalnızca bir öğleden sonra Bursa gezisine çıkmak nasip oldu. Armutlu-Gemlik-Bursa güzergâhını takip ettiğimizden ötürü harika manzaralar izledik. Oldukça sıkıntılı bir şekilde başlayan gezi Bursa’ya ulaştığımız zaman ortamın yumuşamasıyla biraz güzelleşti. Sırasıyla Yaşlı Çınar(Doğu Çınarı), Yeşil Türbe, Yeşil Camii, EmirSultan Camii ve Türbesi, Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbelerini gezdik ve Tophane’de gruplara ayrıldık. Daha sonra Ulu Camii’yi ziyaret ettik, gerçekten çok farklı bir camiydi, çok güzel hat çalışmaları vardı ve bu çalışmalar boyutlarıyla oldukça etkiliydi… Epeyi dolaştıktan sonra İskender yemeye niyet ettik ve bir kereden bir şey olmaz diye girdik lokantaya. smile Yemekler beğenildi, sevgili gurumuz Fatih yemeğe 10/10 not verdi, bir o kadar da çıkarken verdi. smile Akşamüzeri toplandık ve yeniden döndük Esenköy’e…

 

emirsultan

 

 

ulucamii

 

Evet artık projeleri yetiştirmek için çabaladığımız son 3 günün içindeydik, kimisi kendi projesi için, kimisi de badisi için yoğun çalışmalarda bulundu. Kurs sonunda yarım pansiyon badi ödülü İlhami Hocamıza verilirken, tam pansiyon badi ödülü Fatih Hocamıza gitti. Bu arada kestane faciasından bahsetmek bile istemiyorum. Sınıf ve Kurs Başkanımız Sayın Necati Türk ile Ortadoğu ve Balkanların en başarılı matematik öğretmeni Sayın Habip Mehmet Sevgi’nin birlikte hazırladıkları tatlı ziyafeti oldukça güzeldi. Her ikisine de buradan teşekkürlerimi sunuyorum; Allah, evlatlarını Vatana - Millete hayırlı etsin…

Cuma günü projeler teslim edildi, vedalar edildi, yağmur ve fırtına içinde bıraktık Esenköy’ü…

Yazı epeyi uzamış burada kesiyorum, Yalova’dan CEBIT Fuarı için İstanbul’a geçtim, daha sonra o kısmı da yazmaya çalışacağım…

Kursta emeği geçen tüm Hocalarımıza ve katılımcı öğretmen arkadaşlarıma saygı ve selamlarımı iletiyorum.

Bu yazı en son 26 Ekim 2010 tarihinde düzenlenmiştir ve güncelliğini yitirmiş olabilir.

  • ilhami ŞİRİN

    kestane faciasından bahsetmeden esenköy mü anlatılır :)

blog comments powered by Disqus

© Mustafa Navruz 2011 0.0183 sn.

^ Başa Dön